17 Kasım 2014 Pazartesi

Lucy (2014)

"Normal bir insan beyninin %10'unu kullanabilir.
O bugün %100'ünü kullanacak."



En son izlediğin hangi film seni etkiledi? diye sorulacak olursa cevabım Lucy.
Çekim kalitesi, efektler, oyunculuk ve en önemlisi ilginç senaryosu...
Scarlett Johansson başrolde.
Oyunculuğunu her zaman beğendiğim Johansson bu filminde de beni şaşırtmadı.

Konusu beni çok etkiledi. Peki neden?
Aksiyon ağırlıklı gibi görünse de film aslında psikolojik bir konuyu da ele almış.

Bilim adamları, beynimizin %10'unu kullandığımızı söylerler.
Bazıları ise sadece %0,5-%1,5 arasında bir kullanım kapasitesine sahip olduğumuzu söyler.
Böyle konular benim her zaman ilgimi çekmiştir.
Peki ya bir insan beyninin %100'ünü kullansa ne olurdu?
Ne değişirdi?
Yaşantımız nasıl bir hal alırdı?
Gerçekten söylendiği gibi süper güçlere sahip olur muyduk?

İşte film tam olarak bunu ele almış.
Aksiyon sahneleri ilginç senaryoyu çok güzel desteklemiş.
Özellikle Scarlett Johansson'ın kaçırıldığı sahne etkileyici.



Filmde Lucy adındaki genç kadın(Scarlett Johansson) Tayvan'da hayatını sıradan bir biçimde sürdürmektedir.
Ta ki sevgilisinin oyununa düşüne dek.
Lucy'nin hiç bir şeyden haberi yoktur. Büyük bir uyuşturucu çetesi onu taşıyıcı olarak kullanmayı amaçlamaktadır.
Uyuşturucu çetesinin lideri Bay Jang, Lucy'nin karın bölgesine uyuşturucu bir madde yerleştirir.
Bu madde CPH4'tür.
(Anne karnındaki bebeğin gelişimini bu madde sağlıyormuş)
Mavi bir tozdan oluşur ve poşet şeklindedir.
Taşıyıcı olarak kullanılmayı amaçlanan Lucy'nin kanına çok fazla miktarda uyuşturucu madde karışır ve yepyeni hayatı onu beklemektedir.

Toz Lucy'nin vücuduna hızla yayılır ve yavaş yavaş beynini kullanma kapasitesi artar.
Artık insanların zihinlerinden geçenleri okuyabilmekte, duvarların içinden geçebilmekte ve hayvanlarla sadece gözlerini kullanarak iletişime geçebilmektedir.
Lucy artık süper güçlere sahiptir ve çeteyle savaşmaya başlar.
Profesör Norman bu yolda Lucy'e yardım eder.
Norman bu konular hakkında araştırma yapan biridir ve Lucy'yi gözlemleme fırsatı yakalamıştır.
Lucy beyninin %100'ünü kullandığında kendini tanıyamaz.
O artık üstün yetenekleri olan bir insan olmuştur.
Film Lucy'nin, bir enerjiye dönüşmesi ile biter.



İzledikten sonra kendime "Peki gerçekten beynimizin %100'ünü kullanırsak ne olur?" sorusunu sordum.
Evet film bir kurgu ama akıllarda büyük bir soru işaretine de yer veriyor.
Son zamanlarda izlediğim en iyi bilim-kurgu filmlerinden.
Tavsiyemdir.







14 Kasım 2014 Cuma

Dabbe 5: Zehr-i Cin (2014)

En sevdiğim film kategorisidir korku.
Yerli filmlerdense yabancı filmler tercihim olmuştur bu kategoride.
Bilirsiniz Türk filmleri korkutmaz hatta yeri gelir güldürür...
Cem Yılmaz'ın da dediği gibi "Bu sefer Güldürmedi." :)


Hasan Karacadağ'ın yönettiği filmde diğer serilerinden farklı olarak değişik oyuncular tercih edilmiş.
Oyuncuların çok fazla tanınmaması hikayeyi daha çok ilgi çekici kılmış.
Senaryo etkileyici.
Kurgu güzel.
İnsanı en çok efektler etkiliyor. Bu yüzden kesinlikle sinemada izlenmesi gereken bir film.
Bilinenin aksine gözünüzü kapadığınız anda korkunuz azalmıyor aksine artıyor.
Dabbe, Türk filmlerinin yol katettiğini gösteren nadir filmlerden.

Dabbe filmini ilk izlediğimde ortaokuldaydım. Arkadaşlarla okuldan kaçtığımızda koşa koşa bu filme gitmiştik. O yaşta olmama rağmen film beni çok fazla etkileyip, korkutmamıştı. 8 sene sonra çekilen bu film gerçekten etkileyici olmuş.


Filmde büyü konusu ele alınmış. Dilek ve eşinin başına gelenler çarpıcı bir şekilde aktarılmış.
Hikaye şöyle;
Dilek ve Ömer evlidirler. Hayatlarında her şey normal giderken, Dilek  rüyasında kendisine musallat olan varlıklar görür. Ömer ciddiye almasa da, Dilek kendi evinde huzursuzdur. Rahatsız edici olaylara şahit olur ve arkadaşlarından yardım isterler. 
Bu sırada varlıklar yavaş yavaş Dileğin bedenini ele geçirmeye başlamıştır.
Arkadaşlarından biri bu olaylarla ilgilidir ve Dileğin bedeninde neler olduğunu anlamaya çalışır.
Bir gece toplanırlar. O gece herkes musallat olan varlıklardan emindir.
Arkadaşları Dileği Belkıs adında falcı bir kadınla tanıştırır.
Bu kadın aslında Dileğe büyü yapan ve bu olayların sebebi olan kişidir. 
Yardımcı olan arkadaşı ise Belkıs'ın oğludur.
Belkıs Dileğe Bursa'da Üç Çatallı Gölge Köyüne gidilmesi gerektiğini söyler.
İntikamını burada alacak kadın, Dilekle arkadaşının yola çıkmasına neden olur.
Köye vardıklarında, Dilek her şeyin oyun olduğunu anlar ve Belkıs intikamını alır.


Belkıs, Dileğe büyüyü ise şu sebepten dolayı yapar;
Dilek doğduğunda hasta doğmuştur. Belkıs'ın oğlu ise (şuan ölü) sağlıklıdır. Dileğin annesi Belkıs'ın oğluna büyü yapar. Dileğin hastalığı diğer bebeğe geçmiştir ve bebek ölür. 
Belkıs, annesi hayatta olmadığı için Dilekten intikam alır.

Sonuna geldiğimizde, bundan 30 sene önce aynı hikayenin bir köyde yaşandığı haberleri ve fotoğrafları gösterilir. Filmdeki tüm karakterler gerçek hayattan uyarlanmıştır.

Filmin gerçek hayattan uyarlanması aslında beni en çok etkileyen kısımlardan.
Dabbe 5: Zehr-i Cin Tavsiye listemin ilk sıralarında.